İmar Kirliliği Suçunda HAGB Uygulanır Mı?

Bu günlerde artan imar kirliliğine neden olma suçunda hükmün açıklanıp geri bırakılması (HAGB) hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı çokça sorulan sorulardan biri olup, bu yazımızda bu konuyu detaylıca ele alacağız.

Calendar Icon10 Mart, 2026

Esasen Yargıtay, Ceza Genel Kurulu, E. 2014/806, K. 2015/167, T. 26.05.2015 tarihli kararında imar kirliliğine neden olma suçunda hükmün açıklanıp geri bırakılması hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağını açıkça belirtmiştir.

TCK'nun 184. maddesi ile korunan hukuki değerin, çevrenin korunması olması ve bu suçun işlenme sıklığı ve yoğunluğu ile sosyal ve toplumsal bir sorun olması gerçeği karşısında, kanun koyucunun faili cezalandırmaktan daha çok, suçun olumsuz etkilerini ortadan kaldırma ve suçun yeniden işlenmesini önleme amacını esas aldığı görülmektedir. Bu amacı gerçekleştirmeye yönelik olarak da kamu davasının açılmaması, açılmış davanın düşmesi veya mahkûm olunan cezanın bütün sonuçlarıyla ortadan kaldırılması amaçlanmıştır.

Onarıcı Adalet ve Etkin Pişmanlık

TCK'nun 184. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan düzenleme onarıcı adalet anlayışına bağlı olarak ortaya çıkan, bir çeşit etkin pişmanlık hali olup, hukuka aykırı eylemin doğurduğu sonuçların suçtan önceki hale getirilmesi şeklinde nitelendirmek mümkündür. Onarıcı adalet anlayışına uygun olarak düzenlenen 184/5. madde ile fail ıslah edilmekte, mağdur ve toplumun gördüğü zararlar giderilmekte, ayrıca sorumluluk üstlenerek mağdur ve topluma verdiği zararı kabul etme ve bunları telafi etme için faile imkân sağlanmakta ve böylece suçun olumsuz etkileri yok edilmektedir.

Uyuşmazlığın sağlıklı bir şekilde çözümlenmesi için hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükmünün de değerlendirilmesi gerekmektedir:

“…her ne kadar yüksek daire iş bu suçun işlenmesiyle kamuya doğrudan zarar verilmediği saptamasını yapmış ise de, bu saptamaya katılmak mümkün görülmemiş, zira sanık ve bu neviden suçları işleyenlerin eylemleri ile İstanbul dünya arenasında en fazla imar kirliliği oluşturulan... bir şehir haline gelmiş... sanığın iş bu imar kirliliği nedeniyle elde ettiği ruhsatsız alanın Bahçelievler gibi rantın çok yüksek olduğu bir ilçede 230 metrekare olduğu... satış üzerinden alınan vergilerin bu alanın hesaba katılmamış olması nedeniyle hesap edilmiş olmasından ötürü açık bir vergi kaybının oluştuğu tartışmasız olduğu... sanığın kendi karı ve menfaati için hiç böyle bir çabanın içerisine girmediği... kendisi için sağladığı ekonomik çıkardan yargılama aşamasında imar kirliliklerini gidermek suretiyle vazgeçebilme fedakarlığına da yanaşmadığı…”

(Yargıtay Ceza Genel Kurul kararında tartışılmıştır.)

HAGB Şartları ve Hukuki Değerlendirme

Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için sanığın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını kabul etmediğine ilişkin bir beyanının olmaması ile suça ve sanığa ilişkin bütün objektif şartların gerçekleşmiş olması yeterli değildir. Ayrıca mahkemenin, kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışlarını göz önünde bulundurarak sanığın yeniden suç işlemeyeceği hususunda olumlu bir kanaate ulaşması da gerekmektedir. Böylece kanun koyucu suça ve faile ilişkin tüm objektif şartları taşıyan herkes için mutlak surette HAGB kararı verilmesi gerektiğini kabul etmeyip, hakime belirli ölçüler içerisinde bir takdir hakkı tanımıştır.

CMK'nun 231. maddesinin uygulanma şartları ile TCK'nun 184/5. maddesi karşılaştırıldığında, imar kirliliğine neden olma suçuna özgü olarak düzenlenen 184/5. maddesi ile fail açısından daha lehe sonuçlar öngörülmüştür. Nitekim fail hakkında hükmolunan ceza kesinleşse dahi, suça konu binanın imar planına veya ruhsatına uygun hale getirilmesi halinde bir süre şartı aranmaksızın ceza bütün sonuçlarıyla ortadan kalkacak, açılmış olan kamu davasının yine süre şartı aranmaksızın düşmesine karar verilecektir.

CMK'nun 231. maddesinde düzenlenen HAGB hükmünün uygulanması ise objektif şartların yerine getirilmesi ve mahkemece sanığın yeniden suç işlemeyeceğine ilişkin kanaate ulaşılması halinde mümkün olacak, açılmış olan kamu davasının düşmesine karar verilebilmesi için ise sanığın beş yıllık denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlememesi gerekecektir.

  • İmar kirliliğine neden olma suçunda binayı imar planına ve ruhsatına uygun hale getirerek TCK m. 184/5'teki özel düzenlemeden yararlanma imkânı bulunan fail hakkında CMK m. 231'de düzenlenen HAGB'nin uygulanma imkânı bulunmamaktadır.
  • Sonuç olarak imar kirliliği suçunda kanun koyucu, cezalandırmadan ziyade hukuka aykırılığın giderilmesini ve şehir düzeninin korunmasını esas almıştır.
  • Bu nedenle özel düzenleme niteliğindeki TCK m. 184/5 hükmü, genel düzenleme olan HAGB hükümlerine göre öncelikli olarak uygulanmaktadır.

Bu konu, özellikle yapı sahipleri, müteahhitler ve uygulayıcılar açısından ciddi sonuçlar doğurabileceğinden, somut olay bazında hukuki değerlendirme yapılması önem taşımaktadır.

Av. Hüseyin Barış Saçıkara Av. Hüseyin Barış Saçıkara tarafından paylaşıldı. İletişime Geç

chevron-up
whatsapp--v1full-stop--v1 İletişime Geç